|
|
Comité
International des Critiques d'Architecture International Committee of Architectural Critics Comité Internacional de Críticos de Arquitectura |
||
|
Selected Writings
|
UIA Dünya Mimarlık Kongresi Istanbul 2005
Manuel Cuadra
Katılımcıların çoğunun genç olmasına rağmen, yirmialtı konuşmacının ortalama yaşlarının yüksek olması ve konuşmacılar arasında oldukça yaşlı ustaların bulunması, organizasyonu yapanların herşeyin yolunda gitmesinden emin olmak isteklerinden kaynaklanmaktaydı. Yerel temsilci olarak Cengiz Bektaş vardı, onun yanında muhteşem Denise Scott Brown beraberinde Robert Venturi ile ABD`yi temsil ediyordu. Moshe Safdie Israil`i, Glenn Murcutt Avustralya`yı, UIA`da altin madalya kazanan Tadao Ando Japonya`yı, Charles Correa Hindistan`ı, CICA Başkanı mimari eleştirmen Joseph Rykwert, ve Zaha Hadid yaklaşık 4000 dinleyici ile bütün rekorları kırdı, az öncede hatırlattığım gibi seyirciler genç idi, oldukca genç. Almanların gözüne takılan bir konu „Keynote“ ların arasında hiç almanın olmaması idi. Buna karşın alman mimarlar bir çok ödül kazandılar. Elle tutulur bu başarılarda önde gelenler: Auguste-Perret-Ödülü: Werner Sobek (Stuttgart), Sir-Patrick-Abercrombie-Mansiyonu: Hermann Sträb (Dresden), Sir-Robert-Matthew-Ödülü: Stefan Forster (Frankfurt a.Main), „Celebration of Cities“ Mansiyon: Brigitte Holz von Freischland + Holz (Darmstadt). Bunun yanında „Student Competition“ çerçevesinde diğer ödüller: Katie Schakat`a , Alberto CoboŞAlvarez`e, Julian Arons`a ve Anton Georg Schenkel`e verildi. Içerik olarak kongrenin teması „Kent ve Mimarlık“ tı. Özellikle eski UIA başkanı Jaime Lerner, kendisi Brazilya`nın Parana Bölgesinin yöneticisi ve Curitiba Şehrinin Belediye başkanı olarak Ulaştırma Planlaması, Kentsel Tasarım ve Mimarlık alanlarında üzerinde durulmaya değer çalışmalara katkıda bulundu, kentin insanların kaçtıkları son yer olarak akılcı bir gelişmeye tabi olmasının zorunluluğundan bahsetti. Varolan kalitenin yok edilmemesi için, şu an uygulanan ve doğal karşılanan, acımasızca sorunlu bölgelerin yok edilmesi, yamanması, yada güzellik operasyonlarının yerine „Akupunktur“ Metodunu önerdi. „Istanbul Declaration“ `unun kapanış konuşmasında toplumun barışına ve mutluluğuna hizmet eden bir kentsel tasarımın ve mimarlığın dünya barışını sağlamaya katkıda bulunacağı belirtildi. Şehirleri ve bununla insanların yaşama ortamlarını yok eden savaş eleştirildi. Şehir Planlama ve Mimarlığı büyük ölçüde olumsuz etkileyen ekonomik çıkarların, sosyal ve kültürel çıkarların önüne geçmeside eleştirilen konular arasında idi. Ele alınan bütün konular genç ve uluslararası bir ortam içinde konuşulduğundan anlam ve değer kazandı. Almanların bakış açısına göre Almanya`da uzun zamandan beri süre gelen meslekteki depresiv durum yavaşta olsa azalmakta. En azından biraz hareketlilik görülmekte: Alman Mimarlar Odasının (BAK), Mimarlık Internet Ağının (NAX), Alman Mimarlar Birliğinin (BDA) ve BauHaus Desau`nun uğraşları sayesinde görülmeye değer seminerler düzenlendi. Bunun merkezinde “Iki Almanya`nın Mimarlığı 1949-1989” sergisi yer-aldı. Sergi içerik olarak kaliteli ve iyi düzenlenmiş olmasına rağmen, serginin gösterildiği Istanbul yanlış bir seçimdi. ABD`den Michael Sorkin yaptığı konuşmasında çözüm şansının nerede olduğunu açık bir şekilde ifade etti: Endüstri toplumlarının yaşama şeklinin ökolojik sonuçlarını aktardı ve globalleşen dünyada yoğun enerji tüketen ABD`nin yolunun, aşırı nüfusu olan Çin ve Hindistan tarafından izlenmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında düşünceler geliştirdi. Uluslararası platformda önemli olarak kayıtlara geçen bu konu, biz almanların biraz gülümsemesine neden oldu. Şüphesiz geçmişten beri aktuel olan bu uyarılar, bize doğal olarak saf, pembe, mavi çizilen resimleri, 1980`li yıllarda kurulan yeşil akımı hatırlattı. Anlaşılan buralarda gerçekleşen gelişmeler dışarıya vurmadı, yada o zaman ki sorular yeni yeni ve yavaş yavaş ABD`ye ulaşıyor. Bu durumun bir çok şansı beraberinde getirdiği söylenebilir. Son on yıldaki Uluslararasi Yapı Fuarı Ems Parkı gibi büyük ölçekli projelerin ve sayısız küçük projelerin sayesinde alman plancılar ve beraberinde inşaat sektörü büyük bir bilgi birikimi avantajına sahip. Diğer yabancı meslekdaşlarımızla aramızdaki bu bilgi farkı erimeden, biraz yetenekle ve birazda iş becerme kabiliyeti ile bir çok projeyi sahiplenip yapma şansımız doğabilir. Bunun için elimizi çabuk tutmalıyız. Hedef olarak hem ABD gibi büyük pazarlar, hemde artan enerji fiatlarından dolayı enerjiyi tutumlu kullanacak sistemlere ihtiyaç duyan küçük ülkeler gösterilebilir. Bu şansı kullanabilmek için mimarların, mühendislerin, yayıncıların, endüstri sektörünün ve inşaat firmalarının fransız örneğindeki gibi, bir taraf iyi tasarlanmış projeyi, diğer tarafta gerekli olan sunumu ve parayı sağlıyor, beraber çalışmaları gerekli. Şu an Almanya`da yapılan sergilerden içerik açısından Alman Mimarlar Müzesi çalışanları tarafından düzenlenen Thomas Herzog`un eserlerini gösteren sergi, almanların teknik acidan nelere kabiliyetli olduklarını göstermesi açısından Istanbul`da sergilense yerinde olurdu. Bunun en iyi örneğini ispanyollar gösterdiler: “Light is more” teması altında Campo Baeza`nın eserlerini bizanslılardan kalma kilise Aya Irini`de cok güzel şekilde sundular. Biz neden böyle şeyler yapamayalım? Kendimizi gösterebilmek için önümüzdeki şansımız en geç UIA`nın 2008`deki Turin- Kongresi. Ceviri: Y. Mimar S. Gülnur Brandenburg- Köktürk
|
||
| cicarchitecture.org · | © 2008 cica and the respective author · last update: june 2008 | ||